Post image for Bayan E

Bayan E

22/02/2008

Çok eskiden tanışmıştık Bayan E ile, ama birkaç ay öncesine kadar nedense hiç yakınlaşamamıştık. Ne zaman karşılaşsak gönlüm başkasında olurdu, ona ilgi göstermek aklımın kıyısından bile geçmezdi. Bana göre çok yaşlı olduğunu düşünürdüm herhalde, hiç o gözle bakmazdım.

Sonra ne oldu hatırlamıyorum. Hiç ummadığım bir anda karşıma çıkmış, aklımı başımdan almış olmalı. Daha önce ne kadar aptallık ettiğimi düşünmüş, peşinden gitmeye karar vermiş olmalıyım. Nazikçe kendisini davet etmiş olmalıyım. O da nazikçe kabul etmiş olmalı.

Artık her gece evime geliyor.

Genelde saat onikiye yaklaştığında, herkes uyumaya hazırlandığında geliyor. Her gece bir kadeh şarap ikram ediyorum ona. Aslında Bayan E şarap içecek bir kadın değil ama o kadar kibar ki hiç şikayet etmiyor. Yumuşacık gözleriyle gülümsediğinde bile şarap kadehinin elinde biraz tuhaf durduğunu farketmemek mümkün değil. Ne ikram etmem lazım bir türlü karar veremiyorum. Viski olabilir diye düşünüyorum, daha doğrusu brandy, hatta yanında bir fincan acı kahve, ama bir türlü karar veremiyorum. O geldiğinde beynimin içi yumuşuyor sanki, dalıp gidiyorum.

Başım sıkışığında akıl danışacağım, görmüş geçirmiş, bilge bir kadın gibi oturuyor kanepenin ucunda. Sırtı dimdik, ayak bilekleri bitişik, bacaklarını hafifçe yana kırmış. Elinde incecik ipekli bir mendil var. Her zamanki alçak gönüllü haliyle, biz kendi halimizde bir kadınız, diyor, nasihat etmek bize düşmez. Kendisinden bahsederken “biz” diyor. Mutfağı sürekli sıcak kurabiye kokan bir büyükanne gibi bakıyor bazen. Arada uzanıp yanağımı okşuyor.

Neşeli şarkılarından birini söylediğinde içim bir tuhaf oluyor. Kimseye belli etmeden bana göz kırpıyor sanki. Benimle flört ediyor galiba. Emin olamıyorum, gerçekten gördüm mü, yoksa hayal mi ettim… Emin olmadığım için de sormaya cesaret edemiyorum, çünkü küstahlığa göz yumacak bir kadın değil Bayan E.

Ben kararsızlıklarımla boğuşurken o ellerini önünde kavuşturuyor ve bu sefer en yumuşak sesiyle en hüzünlü şarkılarından birini söylemeye başlıyor.

Eski sevgilisini anlatırken bile ağladığını duymuyorum Bayan E’nin. Artık kızmıyor gönlünü çalan o adama, kendine de kızmıyor, gülüp geçiyor aptallığına.

“Romance, finis. Your chance, finis,” diyor olgunlukla gülümseyerek.

“Those hands that invaded my pants, finis,” diye devam ediyor. Şaşırıp kalıyorum. Çok ayıp Bayan E, diyorum.

Tekrar dinliyorum. Meğer hands değil, ants diyormuş. Ne farkeder, der gibi bakıyor muzipçe.

Leave a Comment

Previous post:

Next post: