<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hikmethukumenoglu.com &#187; BLOG</title>
	<atom:link href="http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/category/blog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hikmethukumenoglu.com</link>
	<description>Yazı, müzik ve arada sırada başka şeyler...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Sep 2011 12:25:01 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>04:00</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/0400/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/0400/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Sep 2011 12:25:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=530</guid>
		<description><![CDATA[
Roman henüz bitmedi ama adını açıklamanın zamanı geldi sanırım.
(Dördüncü kitabın isminin bu olması tamamen rastlantıdır.  Japon bir yazarın yeni romanının ismini andırması yine tamamen rastlantırdır ama itiraf etmem lazım ki bu durum çok hoşuma gitmiştir.)
Çok yakında yazmayı, düzeltmeyi, kesip biçmeyi, yeni bölümler eklemeyi ve arada sırada endişelere kapılmayı bitirdiğimi haber vermek dileğiyle.
]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/0400/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seks sahnesi yazmanın dertleri</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/seks-sahnesi-yazmanin-dertleri/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/seks-sahnesi-yazmanin-dertleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Jun 2011 15:50:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=516</guid>
		<description><![CDATA[
Geçenlerde mahalle kahvemizde oturmuş, her zamanki gibi kendimi bir şeyler yazmaya zorlamaktaydım. Romana yeni bir karakter eklemeye karar vermiştim ve de o karakterin ilk bölümde esas oğlanla yatağa girmesi gerekmişti (yahu bu roman bitmemiş miydi, niye son anda böyle şeyler gerekti diye sormayın, umarım romanı okuyunca anlarsınız).
O gün de söz konusu kısmı hızlıca yazıp ilerlemeyi [...]]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/seks-sahnesi-yazmanin-dertleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayaletler ve kırtasiye</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/hayaletler-ve-kirtasiye/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/hayaletler-ve-kirtasiye/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jun 2011 15:59:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kırtasiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=508</guid>
		<description><![CDATA[
Cesar Aira&#8217;nın Ghosts (Los Fantasmas) isimli kitabını okumaktayım. Yüz sayfalık kısacık bir roman. İnşaat halindeki bir apartmanda çalışan işçileri, en üst katta derme çatma bir kulübede yaşayan bekçiyle kalabalık ailesini, arada sırada gelip giden müstakbel ev sahiplerini, onların mimarlarını, dekoratörlerini, ve bu arada inşaatta kendi kafalarına göre takılıp sadece işçilerle bekçinin ailesine görünen hayaletleri anlatıyor. [...]]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/hayaletler-ve-kirtasiye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendime (ve yazmaya meraklılara) notlar (1)</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/kendime-ve-yazmaya-meraklilara-notlar-1/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/kendime-ve-yazmaya-meraklilara-notlar-1/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2011 19:38:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=502</guid>
		<description><![CDATA[
Aslında ne anlattığın o kadar da önemli değil. Birileri oturup saymış, dünyada toplam yedi tane temel öykü varmış. İnsanlar binlerce yıldır o yedi öyküyü dinleyip, seyredip, okuyup duruyor. Yani ne kadar kafa patlatırsan patlat, kafandaki o çok orijinal öyküyü daha önce birileri kullandı. Binlerce defa. Sondaki sürprizi herkes şimdiden biliyor. Ne anlattığın önemli değil, nasıl [...]]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/kendime-ve-yazmaya-meraklilara-notlar-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suda batmayanlar</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/suda-batmayanlar/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/suda-batmayanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2011 16:57:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=479</guid>
		<description><![CDATA[
Dünyada iki cins insan varmış, suda batanlar ve suda batmayanlar. Normal insanlar tatlı suda hiçbir şey yapmadan sırt üstü ya da yüz üstü uzandıklarında öylece kalabiliyorlar. Benim de aralarında bulunduğum pek normal sayılmayacak insanlar ise kalamıyorlar. Kendimizi ne kadar rahat bırakırsak bırakalım, ne kadar hareketsiz durursak duralım, batıyoruz. Bilim adamları bunun sebebini yıllardır araştırmaktaymış. Henüz [...]]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/suda-batmayanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni roman hakkında son dedikodular (1)</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/yeni-roman-hakkinda-son-dedikodular-1/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/yeni-roman-hakkinda-son-dedikodular-1/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2011 17:12:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/yeni-roman-hakkinda-son-dedikodular-1/</guid>
		<description><![CDATA[
Yeni roman ve ben, bütün gücümüzle birbirimizle güreşmekteyiz. Üçte ikisi bitti. Daha doğrusu, ilk taslağın çalakalem yazılmış üçte ikilik kısmı bitti. Öykünün sonunu yazmaya henüz hazır olmadığımı farkedince ince inşaat işlerine girişmeye karar verdim. Önümüzdeki günlerde yazdıklarımın büyük bir kısmı çöpe gidecek, boşlukları doldurmak için yeni bölümler eklenecek, bazı olayların sırası değiştirilecek, gereksiz karakterler birleştirilip [...]]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/yeni-roman-hakkinda-son-dedikodular-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haberler ve Reklamlar</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/haberler-ve-reklamlar/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/haberler-ve-reklamlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2010 22:42:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=441</guid>
		<description><![CDATA[47 Numaralı Kamara’yı okurken aklıma yıllar önce okuduğum bir hikâye geldi: Buda öğrencilerine bir gün tüm gerçekliğin rüyadan oluşabileceğini söylemiş. Bunun üzerine öğrencilerden biri, “kimin rüyası?” diye sormuş. Buda “Kim uyanırsa” yanıtını vermiş. Bu romanın okuru da benzer bir soruyu romanın sonuna dek aklından çıkartamıyor. Kim bu romanın yazarı? Kimin hikâyesi anlatılıyor? Yoksa öyküler gibi karakterler de mi birbirlerinin içinde yer alıyorlar? Hükümenoğlu’nun yarattığı labirentler zorlayıcı değil, karakterlerin iç dünyalarına, geçmişlerine, çocukluk günlerine götürdüğü için, onları tanımak adına önemli. Başka deyişle, kurgunun dehlizlerine girdikçe okur kaybolmuyor, aksine daha net görüyor. Karakterleri tanıdıkça anlatının kimin anlatısı olduğunu anlıyor. (Asuman Kafaoğlu-Büke, Radikal Kitap, 12/03/2010)]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/haberler-ve-reklamlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2666&#8242;dan Sonra (2)</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/2666dan-sonra-2/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/2666dan-sonra-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 22:39:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=426</guid>
		<description><![CDATA[Klasik bir Bolano romanından bekleyeceğimiz her şey var 2666'da. İlk olarak, kayıp yazarlar ve dedektif gibi iz süren edebiyatçılar var. Bir görünüp bir kaybolan, bir daha da ortaya çıkmayan yüzlerce karakter var. Birbirinin içine giren ve çoğu zaman hiçbir yere varmayan öyküler var. Bol miktarda seks ve insanın tüylerini diken diken edecek dozda şiddet var. Sanat tarihine, dünya tarihine, felsefeye ve popüler kültüre son derece eğlenceli göndermeler var. Arka planda ise olabildiğince karanlık ve bir o kadar da eğlenceli bir mizah var.  Tarantino'nun bütün senaryoları Borges tarafından birleştirilip yeniden yazılsa ve Lynch tarafından çekilse, ortaya çıkacak film, sanırım insanın üzerinde bu kitabın yarattığı etkiyi yaratırdı.]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/2666dan-sonra-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2666&#8242;dan Sonra (1)</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/2666dan-sonra-1/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/2666dan-sonra-1/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 20:58:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=410</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıyı yazmaya oturduğumda niyetim, altı aydır okumakta olduğum, bir ara bunalıma girip bırakmak istediğim ama bir türlü elimden düşüremediğim, sonunda geçenlerde bitirdiğim, bitirdiğimde beni de bitirmiş olan, hem bitirmiş hem de bir şekilde yenilemiş olan Roberto Bolano'nun 2666 isimli romanını anlatmaktı. Daha ilk satırı kafamda evirip çevirirken anladım ki, böyle koskocaman bir romanı kısaca anlatmayı becerebilmem mümkün değil. Neyse ki, buraya yazarken ekonomik davranmam şart değil. Kendimi kasmam da gerekmiyor. Dolayısıyla, niyetlendiğimden daha uzun ve büyük olasılıkla birkaç bölümlük bir yazı olacak bu, baştan söyleyeyim.]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/2666dan-sonra-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinyal</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/sinyal/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/sinyal/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 19:34:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=399</guid>
		<description><![CDATA[Bir çok kısa romanlara, bir de çok uzun romanlara karşı bir zaafım var. Yazarlarını kıskanıyorum. Standart bir roman 250-300 bin kelime uzunluğundadır diyelim. Arada sırada yazarın biri çıkıyor ve kendinden o kadar emin, kalemine de o kadar hakim oluyor ki, anlatmak istediği her şeyi 80 bin kelimeye sığdırabiliyor. Ya da tam tersi, 1500. sayfaya geldiğinde kelimeleri saymaktan artık çoktan vazgeçmiş oluyor, ama yine de bir an için bile durup “yahu ne yapıyorum ben?” diye tereddüte kapılmıyor. Böyle yazarların yaptıkları bir tür teknik güç gösterisi benim gözümde, ve eğer yüzlerine gözlerine bulaştırmazlarsa farklı bir konuma yükseliyorlar. Çok kısa ve çok uzun romanlar, alelade romanlara kıyasla daha farklı bir iz bırakıyor okuyucunun kafasında. Ya da benim kafamda...

Son zamanlarda çok beğendiğim ve aklımdan hiç çıkmayan iki kısa roman vardı: Ian McEwan’dan On Chesil Beach (Türkçesi: Sahilde, bkz. şu yazı) ve Gregoire Bouillier’den The Mystery Guest (Türkçeye çevrildi mi bilmiyorum). Bu ay listeye üçüncüsünü ekledim: Ron Carlson’dan The Signal.]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/sinyal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

