<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hikmethukumenoglu.com</title>
	<atom:link href="http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hikmethukumenoglu.com</link>
	<description>Yazı, müzik ve arada sırada başka şeyler...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 03 Jan 2010 14:27:33 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>2666&#8242;dan Sonra (2)</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/2666dan-sonra-2/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/2666dan-sonra-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 22:39:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=426</guid>
		<description><![CDATA[Klasik bir Bolano romanından bekleyeceğimiz her şey var 2666'da. İlk olarak, kayıp yazarlar ve dedektif gibi iz süren edebiyatçılar var. Bir görünüp bir kaybolan, bir daha da ortaya çıkmayan yüzlerce karakter var. Birbirinin içine giren ve çoğu zaman hiçbir yere varmayan öyküler var. Bol miktarda seks ve insanın tüylerini diken diken edecek dozda şiddet var. Sanat tarihine, dünya tarihine, felsefeye ve popüler kültüre son derece eğlenceli göndermeler var. Arka planda ise olabildiğince karanlık ve bir o kadar da eğlenceli bir mizah var.  Tarantino'nun bütün senaryoları Borges tarafından birleştirilip yeniden yazılsa ve Lynch tarafından çekilse, ortaya çıkacak film, sanırım insanın üzerinde bu kitabın yarattığı etkiyi yaratırdı.]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/2666dan-sonra-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2666&#8242;dan Sonra (1)</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/2666dan-sonra-1/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/2666dan-sonra-1/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 20:58:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=410</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıyı yazmaya oturduğumda niyetim, altı aydır okumakta olduğum, bir ara bunalıma girip bırakmak istediğim ama bir türlü elimden düşüremediğim, sonunda geçenlerde bitirdiğim, bitirdiğimde beni de bitirmiş olan, hem bitirmiş hem de bir şekilde yenilemiş olan Roberto Bolano'nun 2666 isimli romanını anlatmaktı. Daha ilk satırı kafamda evirip çevirirken anladım ki, böyle koskocaman bir romanı kısaca anlatmayı becerebilmem mümkün değil. Neyse ki, buraya yazarken ekonomik davranmam şart değil. Kendimi kasmam da gerekmiyor. Dolayısıyla, niyetlendiğimden daha uzun ve büyük olasılıkla birkaç bölümlük bir yazı olacak bu, baştan söyleyeyim.]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/2666dan-sonra-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinyal</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/sinyal/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/sinyal/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 19:34:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=399</guid>
		<description><![CDATA[Bir çok kısa romanlara, bir de çok uzun romanlara karşı bir zaafım var. Yazarlarını kıskanıyorum. Standart bir roman 250-300 bin kelime uzunluğundadır diyelim. Arada sırada yazarın biri çıkıyor ve kendinden o kadar emin, kalemine de o kadar hakim oluyor ki, anlatmak istediği her şeyi 80 bin kelimeye sığdırabiliyor. Ya da tam tersi, 1500. sayfaya geldiğinde kelimeleri saymaktan artık çoktan vazgeçmiş oluyor, ama yine de bir an için bile durup “yahu ne yapıyorum ben?” diye tereddüte kapılmıyor. Böyle yazarların yaptıkları bir tür teknik güç gösterisi benim gözümde, ve eğer yüzlerine gözlerine bulaştırmazlarsa farklı bir konuma yükseliyorlar. Çok kısa ve çok uzun romanlar, alelade romanlara kıyasla daha farklı bir iz bırakıyor okuyucunun kafasında. Ya da benim kafamda...

Son zamanlarda çok beğendiğim ve aklımdan hiç çıkmayan iki kısa roman vardı: Ian McEwan’dan On Chesil Beach (Türkçesi: Sahilde, bkz. şu yazı) ve Gregoire Bouillier’den The Mystery Guest (Türkçeye çevrildi mi bilmiyorum). Bu ay listeye üçüncüsünü ekledim: Ron Carlson’dan The Signal.]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/sinyal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kış uykusundan uyanma sendromu</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/kis-uykusundan-uyanma-sendromu/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/kis-uykusundan-uyanma-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2009 19:54:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=317</guid>
		<description><![CDATA[Ayılar ve kakırcalar (evet böyle talihsiz isimli bir hayvan varmış), kirpiler ve köstebekler, dağsıçanları ve yarasalar kış uykusuna yatarlar. Bir de romanlarını bitirmeye çalışan yazarlar kış uykusuna yatarlar.

Yazıya güzel bir giriş olsun diye böyle dediğime bakmayın, aslında çok da doğru bir benzetme sayılmaz bu. Doğrusu isterseniz, kış uykusuna yatanlar yazarlar değildir. Onlar romanlarının son otuz sayfasıyla cebelleşirken uykusuz geceler geçirirler, bir yandan da etraflarında gündelik hayata dair ne var ne yoksa herşeyin kış uykusuna yatmasını dilerler. (Ve eğer teknik ayrıntılara gireceksek, aslında ayılarınki de tam anlamıyla kış uykusu sayılmamaktadır, ama bu tür biyolojik bir ayrıntıların bu yazıyla alakası yok.)]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/kis-uykusundan-uyanma-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>47 Numaralı Kamara</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/47-numarali-kamara/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/47-numarali-kamara/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 15:24:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAPLAR]]></category>
		<category><![CDATA[47 numaralı kamara]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=109</guid>
		<description><![CDATA[Yakında&#8230;
]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/47-numarali-kamara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük Yalanlar Kitabı</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/kucuk-yalanlar-kitabi/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/kucuk-yalanlar-kitabi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 15:18:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAPLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=104</guid>
		<description><![CDATA[1930'ların İstanbul'unda üç kişi.
Faruk, kendini görevine adamış bir devlet memuru. Esrarengiz bir iş peşindeki ecnebi misafirini en iyi biçimde ağırlayabilmek için kendini perişan ediyor.
Rezan, yeni hayatı resimli mecmualardan ve radyo temsillerinden öğrenmeye çalışırken tek dostu üst kattaki  Yahudi komşusu Madam Nora. Hiç hesapta yokken kendini akıl almaz bir ilişkinin içinde buluveriyor.
Tevfik, kitaplarla, plaklarla ve bitkilerle çevrili bir hapishane kurmuş kendine. Aşık olduğu Beyaz Rus kadını anlatıyor, her gün baştan başlayarak, hiç usanmadan.
Ve bu üç kişiyi bir araya getiren, içinden kolay kolay çıkamayacakları bir kabusun ortasına sürükleyen, sırf onların değil bütün dünyanın peşinden koştuğu gizemli "Semper Augustus".
"Küçük Yalanlar Kitabı" kendi kendimize söylediğimiz yalanlarla ilgili bir roman; sırlarla ve sürprizlerle dolu karanlık bir labirent.]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/kucuk-yalanlar-kitabi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kar Kuyusu</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/kar-kuyusu/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/kar-kuyusu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2009 15:23:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAPLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[Roman - Everest Yayınları, 2005
Genç kadının küçük bir takı dükkanı açtığı sokakta hiçbir şey göründüğü gibi değildi. Ne sessizlik huzurlu ve sakindi, ne de korkutucu olanın ne olduğunu açıklamak kolaydı. Ne zaman ki şehir karın suskunluğuna teslim oldu, gölgelerin de dili o zaman yavaş yavaş çözüldü.
Kar Kuyusu’nda tıpkı şehrin tüm pisliklerini örten karın kendisi gibi, altta [...]]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/kar-kuyusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kara İstanbul / Istanbul Noir</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/kara-istanbul-istanbul-noir/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/kara-istanbul-istanbul-noir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 15:26:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAPLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[From Akashic Books:
Brand-new stories by: Muge Iplikci, Behcet Celik, Ismail Guzelsoy, Lydia Lunch, Hikmet Hukumenoglu, Riza Kirac, Sadik Yemni, Baris Mustecaplioglu, Yasemin Aydinoglu, Feryal Tilmac, Mehmet Bilal, Inan Cetin, Mustafa Ziyalan, Jessica Lutz, Tarkan Barlas, Algan Sezginturedi, and others.
Surrounded by two seas, split by the Bosphorus Strait, and pierced by the Golden Horn, Istanbul stretches [...]]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/kara-istanbul-istanbul-noir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan Çatlatan Hayvan Öyküleri</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/insan-catlatan-hayvan-oykuleri/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/insan-catlatan-hayvan-oykuleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2009 15:30:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAPLAR]]></category>
		<category><![CDATA[çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=115</guid>
		<description><![CDATA[Yazan: Hannah Tinti, Çeviren: Hikmet Hükümenoğlu - Everest Yayınları
İnsanlık tarihinden çok daha eskilere uzanır, hayvanların tarihi. Onların öyküleri, insan zihninin hayal edebileceğinin ötesinde, tahminlerin ise çok uzağındadır. Hayvanlar, onlarla paylaşmadığımız zaman kadar, paylaştığımız zamanı da bambaşka bir manzarayla anlatır.
İnsan Çatlatan Hayvan Öyküleri’nde yer alan bu on bir eğlenceli, tuhaf ve sarsıcı öyküde hayvanlar, en derin korkularımızın, [...]]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/kitaplar/insan-catlatan-hayvan-oykuleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sahilde (On Chesil Beach) &#8211; Ian McEwan, ya da Nasıl Mimlendim</title>
		<link>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/sahilde/</link>
		<comments>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/sahilde/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2008 13:32:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[BLOG]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikmethukumenoglu.com/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[(...) Aylar geçti. İkinci roman basıldı, heyecanı geçti, üçüncü romana başladım. Geçenlerde durup şöyle bir baktığımda, tahmin ettiğimden en az üç kat daha uzun bir roman yazmakta olduğumu farkettim. Oyuncaklı, yanardöner kurgulardan henüz vazgeçemediğimi farkettim. Üstüne üstlük, anlattığımın bir aşk öyküsü olduğuna bile emin olamadım. 

Nerede yolumu şaşırdığımı düşünürken Sahilde’yi bir defa daha okumaya niyetlendim, bu mimlenme hadisesi de vesile oldu. Okunmayı bekleyen bir sürü kitabı, yazılmakta olan romanı, ve arada sırada ilgilenmem gereken öteki işlerimi bir kenara bıraktım. Meraklı okuyucu değil de çömez yazar gözüyle okudum bu sefer. ]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.hikmethukumenoglu.com/index.php/blog/sahilde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
