Thumbnail image for Hikmet’in klasik müzik tarihçesi

Hikmet’in klasik müzik tarihçesi

28.03.2008

(…) Çok çok eskidendi. İlk nesil walkman’ler henüz yeni piyasaya çıkmıştı ve babam bir iş gezisi dönüşü bana bir tane getirmişti. Tuğla büyüklüğünde, turuncu süngerli kulaklıkları olan şahane bir aletti. Walkman’imi o kadar sevmiştim ki sabah uyanır uyanmaz kulağıma takıyor, gece uykuya dalana kadar çıkarmıyordum. Ancak şöyle bir sorun vardı: Babam bana walkman’i verdiğinde tatildeydik (sanırım Erdek’deydik) ve yanımdaki tek kaset, aletin içinden çıkan, her yüzüne yirmi dakikalık tek bir parça kaydedilmiş tanıtım kasetiydi. Ön yüzünde Grieg’in piyano konçertosunun ilk bölümü vardı. Arka yüzünde ne vardı hatırlamıyorum, çünkü Grieg’i o kadar sevmiştim ki kasetin arkasını çevirmedim. Defalarca dinleye dinleye bütün notaları ezberlemiştim ve kaseti her başa sarışta piller bitecek diye huzursuz olurdum.

(Devamı...)
Thumbnail image for Bayan E

Bayan E

22.02.2008

(…) Genelde saat onikiye yaklaştığında, herkes uyumaya hazırlandığında geliyor. Her gece bir kadeh şarap ikram ediyorum ona. Aslında Bayan E şarap içecek bir kadın değil ama o kadar kibar ki hiç şikayet etmiyor. Yumuşacık gözleriyle gülümsediğinde bile şarap kadehinin elinde biraz tuhaf durduğunu farketmemek mümkün değil. Ne ikram etmem lazım bir türlü karar veremiyorum. Viski olabilir diye düşünüyorum, daha doğrusu brandy, hatta yanında bir fincan acı kahve, ama bir türlü karar veremiyorum. O geldiğinde beynimin içi yumuşuyor sanki, dalıp gidiyorum.

(Devamı...)
Thumbnail image for Defterler ve kalemler

Defterler ve kalemler

11.02.2008

(…) Kullanılan kağıdın ve kalemin maddi değeri, romanın edebi değeriyle ve içeriğiyle hiç alakalı değildir. Aralarındaki ilişki sadece yazarın ruhsal saplantılarından kaynaklanan duygusal bir ilişkidir. Mesela ucuz bir tükenmez kalemle çizgisiz dosya kağıtlarına yazılmış bir roman, el yapımı kağıtlara leylak renkli mürekkeple yazılmış bir romandan daha iyi olacak diye bir kural yoktur (ama bir ihtimal daha uzun olabilir). Saplantılı yazarlar çoğunlukla yazacakları romana uygun kağıt ve kalem seçmek yerine, sevdikleri kağıda ve kaleme uygun bir roman yazmayı tercih ederler.

(Devamı...)

“Küçük Yalanlar Kitabı” çıktı

24.09.2007

Aslında baskıdan çıktı demek daha doğru olur şimdilik. Beyoğlu’ndaki kitapçılara sanırım birkaç günde ulaşıyor ama D&R’lara, Remzi’lere vs. gelmesi iki üç haftayı bulabiliyor.
Uzun lafın kısası, bir buçuk yıllık yazma süreci ve altı aylık düzeltme, redaksiyon, kapak hazırlıkları, bekleme vs. gibi hazırlıklardan sonra ikinci romanım çıktı…
Konusu ne, türü ne, gibi sorulara cevap vermeyi bir türlü beceremediğim [...]

(Devamı...)

“İnsan Çatlatan Hayvan Öyküleri” çıktı

17.09.2007

(…) İyi ki almışım. Öncelikle, uzun zamandır okuduğum en güzel öyküleri Türkçe’ye çevirmek fırsatını yakaladığım için şanslıydım. Hannah Tinti’nin dilini, temposunu ve anlatımını o kadar sevdim ki, aramaya kalksam böyle bir kitap bulamazdım. Üstüne üstlük, dünyanın öteki ucundaki bu yetenekli yazar, hiç de farkında olmadan bana büyük bir iyilik yapmış oldu. İnsan Çatlatan Hayvan Öyküleri’ni çevirmeye başladıktan sonra bir baktım, kendi romanım söz dinler olmuştu, artık eskisi kadar kapris yapmıyordu. Masanın başına otururken ben de eskisi kadar çok oflayıp poflamıyordum. Şansım o kadarla da kalmadı, ortaokuldan mezun olduğumdan beri ilk defa öykü yazmaya bile niyetlendim. Biraz kıskançlık da var elbette…

(Devamı...)