Kitap okuyanlar, blogları ve diğer güzel şeyler

Kitap okuyanlar, blogları ve diğer güzel şeyler

Eğer kitap okuyanların bloglarından bahsedeceksek en başta sarapci.com'u anlatmam gerek. Seneler önceydi, blog takip etmek alışkanlığım henüz pek gelişmemişti. Birileri sarapci.com'daki “baba olmak” konulu yazıları gönderdi, o meselelerle doğrudan ilgim olmasa da büyük bir zevkle okudum. Yazarın mizah anlayışı çok hoşuma gitti, ne güzel yazıyor dedim içimden. Hemen ben de tanıdıklarıma yolladım. Ardından aynı blogdaki seyahat yazılarını ("gezi yazısı" deyince artık insanın aklına farklı bir konu geliyor) okudum.

Öykünün kısa halleri ve Etgar Keret

Öykünün kısa halleri ve Etgar Keret

Bu yazıyı aylar önce "okuma notları" formatında yazmaya başladım. Baktım ki çok fazla dallanıp budaklanıyor, kırpmak da hiç içimden gelmiyor, bir çekmeceye kaldırdım, sonra da unuttum gitti. Geçenlerde karşıma çıktı, kısaltacağıma biraz daha uzattım ve sonunda böyle bir şey çıktı ortaya. Kitap tanıtımından ziyade, öykü yazmak ve okumak üzerine bir sohbet olarak okuyabilirsiniz.

Sohbet ve imza günü iptali hakkında

Sohbet ve imza günü iptali hakkında

Her yazarın (ve okurun) tercihi farklıdır, ben okurlarla (ve yazarlarla) tanışıp sohbet etmekten keyif alanlardanım. Derdim, romanımı çok sevdiklerini duymak değil. Onu duymak elbette mutlu ediyor ama işin doğrusu, kitap yazanlarla ve okuyanlarlarla sohbet etmek bana iyi geliyor.

Defter, çalışma masası, Hellboy ve diğer mühim şeyler

Defter, çalışma masası, Hellboy ve diğer mühim şeyler

Roman yazarken, daha doğrusu herhangi bir şey yazarken, defterlerle çarpık bir ilişkim var. Elimde kalem, önümde boş bir sayfa olunca kafam daha iyi çalışıyor, o yüzden defter tutmayı seviyorum. Ayrıca fiziksel olarak defterleri ve kalemleri seviyorum, yazı yazma sevgisini onlardan ayrı tutmam imkansız. Buraya kadar gayet normal. Normal olmayan tarafı defterlerimi okumaktan karabasanlardan kaçar gibi kaçmam.

2666'dan Sonra (2)

2666'dan Sonra (2)

Bolano, 50 yıllık ömrünün son beş yılında, ölüme adım adım yaklaşırken 2666'nın üzerinde çalışmaktaymış. Editörünün açıklamalarına göre, yazar öldüğünde metinde düzeltmeler dışında eksik kalmış bir kısım yokmuş. Daha sonra dosyaları ve notları toparlayıp yayına hazırlayan ekip, çok belirgin hataları düzeltmek dışında kayda değer bir değişiklik ya da ilave yapmamış. Yine de 2666, Bolano'nun bitmemiş romanı olarak biliniyor. Oysa kitapçıda kapağını beğenip kitabı satın alsanız, ne olduğunu bilmeden okusanız, bu açıklamalardan da haberiniz olmasa, bitmemiş bir roman olduğunu aklınıza bile getirmezsiniz.