02.  Not Defteri

Dürüst iş

Geçenlerde bu yazı çok popüler oldu; Türkçeye çevrilsin ve herkes okusun isterdim ama memleketimizde kimsenin ilgisini çekmedi. Ted Gioa saygın bir müzik eleştirmeni ama ben kendisini yıllar önce kitap yazıları sayesinde keşfetmiştim. Dipsiz bir hazine sandığı. Söz ettiğim yazıdaysa kendi hikayesini anlatıyor (meğer eskiden bir tür casusmuş — nefis hikaye ama adam ketum, hiç açık vermiyor) ve şuna bağlıyor: Ne iş yapıyorsanız yapın, meşhur olmaktansa tutarlı ve güvenilir olmak uzun vadede daha kıymetlidir. Anahtar sözcükler: "uzun vade". Öyle bir çırpıda olacak bir şey değil, sabır lazım. Bir de yaptığınız işi niye yaptığınızı (para? statü? mutluluk?) çok geç kalmadan kafanızda çözmeniz lazım sanırım.

Kedili oyun ve Cowboy Bebop

Birkaç yıl önce ilk tanıtımını gördüğümden beri dört gözle bu oyunu bekliyorum. Sokak kedisi olmak, damlarda duvarlarda dolaşmak zaten çok eğlenceli, üstüne bir de mekanlar tam benlik. Bu yeni videoyu izleyince biraz daha heyecanlandım. Birkaç kişinin çalıştığı küçük bir stüdyo ve çok uzun zamandır uğraşıyorlar. Umarım hayal kırıklığı olmaz. Hayal kırıklığı demişken, gelmiş geçmiş en muhteşem anime dizi Cowboy Bebop'un üstüne Netflix çökmüş. Ve maalesef canlı-insanlı dizisini çekmişler. Hayal kırıklığı olacağı kesin. Buraya bağlantı koyasım bile yok.

Nereden çıktı bu not defteri?

Bir blog gördüm, o kadar kıskandım ki haftalardır kafamı meşgul edip duruyor. Blog dediysem de aslında web sitesinin tamamına aşık oldum. Gayet sade ama arka planda hem müthiş bir tasarım var hem de WordPress'in çok ötesinde bir sistem. Bu işin uzmanı olmadan (ki adam bu işin 'en' uzmanı çıktı) böyle bir teknik altyapı kurmam imkansız. Yine de dönüp dönüp baktım, orasını burasını inceledim. İncelerken en çok mikro-blog formatına imrendiğimi fark ettim. Bir süredir zombilerden kaçarcasına sosyal medyadan kaçtığım için olsa gerek. Uzun lafın kısası, elimin altındaki imkanlarla ne yapabiliyorsam yaptım. Bu da böyle bir deney ve başlangıç olsun. Bu bölüm mikro-blog, başka bir bölümdeyse uzun yazılar var. Daha bütün işler bitmedi. Bizim nesil için kişisel bloglar evimizin bahçesi gibi. Bazen bakımsızlıktan bitkiler kuruyor, bazen de yeni bir hevesle otları budayıp köşeye yeni bir bitki ekiyoruz.